Kayıtlar

Zorlayıcı Duygu Durum Anlarında Kendine Sor: Bu Duygu Çözümünü İstediğim Hangi Eylem İçin Beni Motive Ediyor?

Geçenelerde mindfulness kitabı sayfalarına göz atarken bir soruyla karşılaştım . Bu sorunun bendeki etkisini bilimsel temellere dayanarak sizlere anlatmaya çalışacağım. Sorulaya daha derin bakabilmek adına soruya soruyla karşılık vermelim.    Peki ya MOTİVASYON nedir? Motivasyon: Neden sorusunu yanıtlayandır. Tetikleyici görevinde. Yaptığımız şeyi neden yaparız? Neden düşündüm gibi düşünür ; hissettiğimiz şekilde hissederiz? İşte burda elinde uzun siyah saçlı bayrağıyla “Motivasyon” devreye giriyor. Motivasyonu ele alan 5 düşünce okulu var: 1-Evrimsel Yaklaşım/2- Dürtü azaltma Teorisi/3- Optimal Düzeyde Uyarılma/ 4-Bilişsel Yaklaşım/ 5-Maslow İhtiyaçlar Hiyerarşisi Bunlardan bir tanesine varki başlangıç noktamın evrilmesine neden oldu: Dürtü Azaltma Teorisi içeriğinde yer alan “İHTİYAÇ” başlığı. İhtiyaç Nedir? Uyarılma halini harekete geçiren eksiklik ya da yoksunluk durumu. İhtiyaçlarımızı azaltarak homeostazı (denge) sağlarız. Çoğu DUYGUMUZ belirli EYLEM için gerekli olan te...

Elimdeki Bu Hayatla Ne Yapacağım?: Dilozof Tedx

İnsan doğal eğilimidir anlamlandırma meselesi. Varoluşumuzun kanıtı gibi.  Çoğumuzun  “İnsanın anlam Arayışı” kitabından tanıdığı Frankl amcanın da dediği gibi insanı güdüleyen şey: “anlam istemi” . Bu istem ortadan kalktığında ne olur ki? Boşunalık? Simyacı kitabı sayfa 21: “kendilerini yeryüzünde başıboş dolaşmaktan vazgeçirtecek kişi..” Bu anlam karşımızda boş bir pazar yeri gibi duran dünyayı başı boş dolaşmaktan vaz geçirtiyor, bir düşü gerçekleştirme olasılığı veriyor. Yahu bu soruya gerçekte yanıt verebilir miyiz sahiden?  Bu yazıda yaşamın anlamını bulmak için bir reçete bekliyorsanız hayal kırıklığına uğrarsınız baştan söylemek isterim. Yaşamın anlamı gibi bu kocaman konsepte Dilozof   soru sormanın öneminden bahsedir.Yani diyor ki; ANLAMIN ANLAMI NEDİR arkadaş? Anlam ilişkidir: özneyle öznenin kendisine konu edindiği nesne arasındaki ilişki. Şey hakkındaki düşünceden doğar. O zaman anlam mutlak değildir. Zeytin dalı düşünelim, barış anlamı da içerir. Bu ili...

Soruyorum, Suçlayıcı Düşüncelerimle Nasıl Bağ Kurmalıyım: Olanı Sevmek Kitabı (Part 2)

Epiktetos bundan yıllar yıllar önce “Bize olanlar nedeniyle değil,  onlar hakkında düşündüklerimiz nedeniyle rahatsız oluruz” der. Tarihte bir yolculuk yapmak için Alainde Botton’un Statü endişesi kitabına götüreceğim. Ortaçağ döneminde bir batılıyı yolda çevirip toplumun neden çiftçiler, rahipler, asiller olmak üzere üç temel sınıfa ayrıldığını sorarsanız. Tuhaf bir bakış atarak kesin ve net bir biçimde: Tanrı’nın inayeti böyle derdi. Toplumda sarsılmaz bir inanış vardı. Zayıflık, fakirlik doğanın hatasıydı ve geri kalanı kirletmemesi içinde yok olmalarına izin vermek gerekiyordu. Bu durum 18 yy ortalarına kadar değişmedi. Ta ki birileri çıkıp babadan oğula miras ilkesi sorgulamaya başlayıncaya kadar. Bir babanın, oğlunun zekasını hesaplamadan bütün işini ona devretmesi ne kadar mantıklıydı? Napolyon’un da kelimeleriyle ifade edecek olursak, mirasyedi asiller, ulusun baş belalarıdır. Daha sonra eğitimde fırsat eşitliği toplum yönetiminin bir parçası haline geldi. Ulusal İnsan Hakl...

Bakış Açını Değiştir Dünyan Değişsin: Bir Yoga Hikayesi

Hepimizin bir hikayesi var.  Bizi değiştirdiğini gördüğümüz o hikaye. Ve çoğu için  hayatımızın yörüngesini değiştiren birden fazla anlar.  Pratik sırasındaki “yere bakan köpek pozu” benim için o tanımlayıcı anlardan bir tanesi. Bunu buraya eklemek istiyorum çünkü devam edebilmek içinde küçük hatırlatıcılara ihtiyacımız var. Unutmuyorum ki bu hatırlatıcılar bize enerji olarak da geri dönüyor.  Yogayla tanışmam 3-5 sene öncesine dayanıyor. Pratiklerim hep kopuk kopuk ilerliyordu. Çünkü pozlara dalıyordum. Bildiğiniz böyle kafa göz dalmak. Ee işin sonu “Yookk böyle olmayacaklarla..” son buluyordu. Hep küçük bir kız çocuğunun tatlıcı dükkanı önünden geçerken annesinin elinden sıkıca tutup hızlıca ilerlemeleri sonrası kızın arkasına dönüp üzgün gözlerle baktığı gibi bakıyordum yogaya .Yapmak istiyorum ama yapamıyorum. Yapamadıkça üzülüyorum. Üzüldükçe uzaklaşıyorum. Çoğu kırgınlık, öfke ile baş etmeye çalışırken tek tip yoldan gittiğimizi fark etmiyoruz bile. Kendimizi b...

Travmayı İyileştirmek Kitabı/Jasmin Lee Cori

"Kurtuldun!"diye seslendin Ben kanlar içinde  yerde  baygın yatarken. Sesini duyunca gözlerimi açtım Sesindeki şefkatle uyandım. Nasıl olmuştu bilmiyorum ama beni paramparça eden onca şeyden sonra dünyanın en güzel renklerini gördüm,  içimde hala bir şey vardı dallanıp budaklanacaktı. Bu kitap olmak nasıl bir şeydir? Bu yazılanlar, yazılanlar karşısında hissettiklerim "OL'mak" nasıl bir şeydir? Diye sorma gereksinimi içerisine girivermişim kendimden habersiz. Özellikle "8. Bölüm Travmayla Başa Çıkma; sayfa 244, Ayağını Yere Sağlam Basma" kısmını okuyunca. Hayat çok acayip, insan olarak biz çok acayibiz hakikaten. Kitap sanki cehennemden kurtulmanıza yardım ederken cennetin ne ifade ettiğini de hatırlatıyor.. Travmatik anılar; çoğu zaman her yere saçılmış cam kırıkları gibidir, bazen bölük pörçük bazense aynı hisler içinde hiç beklemediğiniz bir anda yer zaman kişileri değiştirir... Kendinizi merhametine teslim edersiniz. Bir düğme arıyorsunuz hayatınız...

Apollon& Defne Aşk Hikayesi: Benim Bağlanma Stilimin Ne Olduğunu Nerden Bileyim?

  İhtişamı ile göz kamaştıran “Didim Apollon Tapınağı”. M.Ö. 6. yüzyıldan itibaren ün kazanmış kehanet merkezi.  Düşünsenize parmaklarımın dokunduğu yerlerde ayin izleri.. Aslında bugünkü konumuz tapınakta yaşanılanlardan ziyade kehanet gücü olduğuna inanılan Apollo’nun Daphne’ye (Defne) karşı duyduğu aşkını Bowlby’nin bağlanma kuramına göre yorumlamak ve kendi bağlanma stilimizin bugünkü ilişkilerimizdeki yansımalarını keşfetmek. Rivayet o ki ; Bir gün Apollon, ırmak kenarında genç ve güzel bir kız Defne’yi görür. Apollon onunla konuşmak ister. Fakat Defne, Apollon’dan kaçmaya başlar. O kaçar, Apollon kovalar bir taraftan da “kaçma seni seviyorum” diye bağırır. Ya da “KAÇTIĞIN İÇİN SENİ SEVİYORUMDUR? ” Aralarındaki mesafe gittikçe kısalır artık kurtuluş imkanı kalmadığını anlayan Defne, birden durur ve ayağı ile toprağı kazıyarak şöyle bağırır: “Ey toprak ana, beni ört, beni sakla, beni koru.” Bu içten yalvarış üzerine Defne organlarının ağırlaştığını, odunlaştığın...

AŞK NEDEN SOLAR: AŞKIN HALLERİ KİTABI

1- YATAK ODASINDAKİ MEZARLIK Aşk ilişkisi içinde cinselliğin aşkın kanıtı, ifade biçimi olarak görülmesi, aşkın kendini gerçekleştirme yolu olması, cinselliğe yüklenen anlamlardan biridir. Birbirlerini kardeş olarak gören tarif eden çiftler vardır. Erkek ve kız kardeş birbirlerine bağlı ve sadıktır, iktidar savaşı önemini yitirir.   Peki erkek ve kız kardeş gibi yaşayan çiftlerde cinselliği ortadan kalkmasıyla oluşan boşluğa ne olmaktadır?  Cinselliğin olmadığı bir ilişkide sadece şefkat ve dostluğa dayalı duygusal bir yakınlık yeterli midir? Şu unutulmamalıdır: cinselliğin bir kenara itildiği ilişkiler canlılığını yitirir. Sonunda yalnızca aynı evi paylaşan üniversite öğrencileri gibi yaşamaya başlanılır. 2-GÜNLÜK YAŞAM VE AŞK   Aşıklar cıvıl cıvıldır, birbirlerine yalnızca kendilerinin anlayacakları espiriler yapıp, başkalarına ne kadar özel olduklarını gösterirlerken bir taraftan şu soruların yanıtlarını aralar  “bu aşk günlük yaşam rutini karşısınd...