Kayıtlar

Psikolojik Kaynaklar

İçinizi dökün, dile gelmeyen acı zaten dolu olan yüreğe akar, onu parçalamaya zorlar. William Shakespeare/Macbeth Tecrübelerim, Shakespeare’in sözüne biraz eklemelerde bulunarak başlamanın daha doğru olacağı kanaatinde. Hissettikelerinizi tolere edebiliyorsanız, kendinize güvenli bir çapa eşlik edebiliyorsa, içinizi dilediğinizce dökün! Beni paramparça eden bir deneyime gayet iyi niyetle balıklama daldığım anlarım çok olmuştur önceleri. Özellikle bana acı veren çaresiz durumda bırakan deneyimlere geri dönmekten ve büyük duyguların gizemli bir şeyi çözmek için kullanılan önemli bir anahtar olduğu varsayımından vaz geçmem hiç de kolay olmadı. Deyim yerindeyse ayağımı yere sağlam basmadan hissettiklerime/duyumlarıma/düşüncelerime/ .. ‘ma odaklanmak yalnızca acıyı yoğunlaştıran ve daha fazla travmatize eden bir hal almasına neden oluyordu. Zamanla her duyguyu, koku peşinde koşan köpekler gibi izlemenin bir işlevi olmadığını, işleri dahada karmaşıklaştırdığa aydım. Bu kaçınma değildi, bilge...

Bilgiye Erişip Onu Orada Bırakmaktan Öte Bilgiyi Deneyim Haline Taşıyabiliyor Muyuz?

  Bilgiyi öğrenir, zihin sarayımızdaki o çekmecelere yerleştiririz. Mesela biri  terapi dediğinde “t” harfi t harfi çekmecesi, sonra “e” diyip aha “terapi” dosyası bulundu diyoruz ve üstündeki tozu üfleyip, içerisinde ne varsa onu anlatmaya başlıyoruz.   Anlatmak kolaydır, peki ya anlattıklarımızı eyleme dökmekte nerdeyiz? Aristoteles’in de dediği gibi: “Bilginin amacı bilgi dahi değildir. Eylemdir.”  Edinilecek bilginin örtük alt metni o bilgiyle ne yapacağımızı da söyleyen  bir noktada şüphesiz ki. Hatta bilgiyle karşılaşmayı yeni bir insanla karşılaşmaya benzeterek anlatabilirim. Sonuçta insanlar gibi bilginin de türlü türlü huyu suyu vardır. Üstelik her bilginin huyu farklıdır. Bazı bilgiler şefkatlidir: “Hastalanınca portakal yenmeli.” Bilgisi şefkatli, korumacıdır mesela. Onlara asla karşı konulamaz, hemen eyleme dökülür. Bazı bilgiler, belirsizdir. “Evrene doğru enerji göndermek lazım” ne demek istediğini kendine bile açıklayamaz. Hiç kuşkusuz ki boc...

Peki Ya Yaşamlarınız?: Hustler Kültürü

Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı Adam bulut gibiydi, hatırladı Adamın ayaklarının altında  Yıldızların yıldız olduğu vardı Adam yıldızlara basa basa yürüdü Çünkü biraz önce yağmur yağmıştı. Cemal Süreya Muazzam bir şiir okudunuz az evvel. Okuma tercihiniz nasıldı? Yavaş yavaş, her kelimenin tadını çıkararak mı? Ne bilim kaldırımlarda ışıldayan parıltıların sokak boyunca dizelenmesini hissettiniz mi mesela..  Yoksa hızlıca, üstün körü bakışlar atarak mı? “Evet sıradaki sayfaya geçelim hadi, hadi“ diyen bir iç sesin hızına ayak uydurmanın kısa süreli hazını yaşayarak mı? Peki ya yaşamlarınız? Hustle Kültür: çalışmayı, koşuşturmayı, aceleciği yücelten bir hayat felsefesi anlamına gelmekte.   *Sürekli bir şeyler üretmek zorunda hisseder,  *Zamanı daha iyi nasıl kullanabilirim başlıklı kitaplar okur, *“Daha nasıl” la başlayan cümlelerin girdabında yüzer, *Başkalarıyla kıyaslanmayı ölçüt olarak kabul eder, *İsteyip istemediğini tam ...

Ama Bu Ben Değilim: Utanç ile Suçluluk Üzerine

Lewis utancı, kişinin kendi davranışını sahip olduğu değerler doğrultusunda ideal benliğine göre değerlendirmesi olarak tanımlarken, suçluluğu, davranışı benliğe genellemeden o anki davranış üzerinden değerlendirmesi olarak açıklamıştır. Utanç ve suçluluk duygularından hangisinin ortaya çıkacağı  yaşanan olumsuzluğun ne ile (benlik ya da davranış) ilişkilendirildiğine bağlıdır. Yani benliği odağa alan kişi yaşanan negatif durumla ilgili “Ben kötü biriyim.” der. Suçlulukta ise “kötü bir şey yaptım.“der. Michl ve ark. (2014) fMRI kullanarak yapmış olduğu çalışmada, utanç ve suçluluğa dair nöral alanların; prefrontal korteks, temporal parietal korteks ve limbik sistem olarak tanımlamıştır. Beer ve ark.(2003) orbitofrontal korteksi hasarlı katılımcılarla , sağlıklı katılımcıları karşılaştırdıkları bir çalışma sırasında: Hasarlı katılımcıların, özbiliş duygularında (suçluluk, utanç), sosyal davranışı düzenlemede, başkalarını anlamada zorluk yaşadıkları; sosyal kuralları bilmelerine rağm...

Dayanıksızlık Bariyerini Aşmak: Sahra Maratonu

İçimde yanan koru gün yüzüne çıkarmam için koşuyorum. O kor da bana DAYANIKLILIK yeteceği veriyor. Koca bir fırının içindesin kaçacak bir yerin yok. Yanan tenin, ayağın, cildin kızarıyor, bu da kafamın içindeki sesi susturabilmemi sağlıyor. diyor sahra maraton koşucusu Amy. Netfilix’te bir belgesele denk geldim. Adı, Dünya Kadar Spor. İlk bölümde Amy’nin 19 yaşında bir ayağını trafik kazasından kaybetmesi üzerinden bu maratonun onun için ne anlam ifade ettiği anlatılıyor. Sahra Maratonunu hiç duydunuz mu? Dünyanın en zorlu maraton koşusu olarak geçiyor. Hatta şundan bahsedebilirim size: Yarışmaya başlamadan önce olası ölüm durumunda nereye gömüleceğinize dair bir belge imzalıyorsunuz! Sizi şaşırtacak daha fazla detay için araştırmanınızı tavsiye ederim. Amy maratona her çıkışında hikayesini yeniden yazıyor. Acısı,  üstesinden gelemediği o zorluğu hatırlatıyor. Acı peşinden koştukça yaşadığını hissediyor. Bu sözleriyle Dayanıksızlık Şeması ile ilişkili  bazı tanımlamaları hatır...

Kendini Yatıştırmayı Öğrenmek: Yeniden Odaklan, Yeniden Bağ Kur, Yeniden Katıl (3Y)

İlkel bölgemiz aktif,  düşünen bölgemiz o sırada  malesef ki güvertenin manzarası en güzel bölgesine geçmiş tavla oynamakta. Düşünen bölgenizi (Noekorteks) yeniden çevrimiçi hale getirmeden  Kendinizden muhakeme yapabilmeyi, anlamlandırabilmeyi, sakinleşebilmeyi, duygularınızı regüle edebilmeyi bekleyemezsiniz.  Stres altındayken hiç bir seçeceğiniz yokmuş gibi gelir, kapana kısılmış aciz gibi hissedersiniz. bu noktada zihniniz düşünce bombardımanı altında kalır.Düşünen bölgemizin kontrolü ele alabilmesi için öncelikli hedef: 1-Yeniden Odaklan: Beden Kanalı Elbette her birimizin neyi sakinleştirici bulduğu özel bir tercihtir. Bununla ilgili anlayışı bedeninizi dinleyerek bulabilirsiniz. Sizi şimdiki ana  buraya ne sabitler? Çok fazla çaba gerektirmeyen, kolay bir şeyler seçin. Düşünen beyni yavaş yavaş çevrimiçi hale getirebilirsiniz. 2- Yeniden Bağ Kur: Sizi huzursuz eden hisler esas olarak bir kopuş hali yaratabilir. Bedenini çevrenle bağ kurmada bir nesne ola...

Veronika Ölmek İstiyor// Paulo Coelho

Henüz 17 yaşındayken anne ve babası tarafından akıl hastanesine üç kez gönderilmişti. Kimi kez hareketli kimi kez içine kapanıktı, üstelik sanatçı olmak istiyordu. Ailesi bunu toplumdışı yaşam ve yoksulluk içinde ölmeye götüreceğine inanmaktaydı. Yazar Coelho, o günlerden şöyle bahsediyor: ‘‘Deli değildim oysa, sadece gerçekten yazar olmak isteyen 17 yaşında bir çocuktum. Bunu kimse anlamadığı için aylarca kilit altında tutuldum ve gırtlağıma kadar sakinleştiriciye boğuldum. Tedavim sırf elektroşoktan ibaretti. Bir gün bu yaşadıklarımı yazacağım ve böylece genç insanların hayatlarımızın en erken aşamalarından itibaren kendi rüyalarımız uğrunda savaşmak zorunda olduğumuzu anlamalarını sağlayacağım konusunda söz vermiştim kendime.’’  Sözünü tuttu: VERONİKA ÖLMEK İSTİYOR KİTABINI YAZDI. Veronika, depresif halde yaşayan, hüzünlü, nefret dolu biri değildi aksine az mı dolaştı güneşli öğle sonlarında..Dünyada olup bitenlerden haberli, gazete okuyan biriydi. Ölmeye karar vermesinin iki ne...