Soruyorum, Suçlayıcı Düşüncelerimle Nasıl Bağ Kurmalıyım: Olanı Sevmek Kitabı (Part 2)
Epiktetos bundan yıllar yıllar önce “Bize olanlar nedeniyle değil, onlar hakkında düşündüklerimiz nedeniyle rahatsız oluruz” der. Tarihte bir yolculuk yapmak için Alainde Botton’un Statü endişesi kitabına götüreceğim. Ortaçağ döneminde bir batılıyı yolda çevirip toplumun neden çiftçiler, rahipler, asiller olmak üzere üç temel sınıfa ayrıldığını sorarsanız. Tuhaf bir bakış atarak kesin ve net bir biçimde: Tanrı’nın inayeti böyle derdi. Toplumda sarsılmaz bir inanış vardı. Zayıflık, fakirlik doğanın hatasıydı ve geri kalanı kirletmemesi içinde yok olmalarına izin vermek gerekiyordu. Bu durum 18 yy ortalarına kadar değişmedi. Ta ki birileri çıkıp babadan oğula miras ilkesi sorgulamaya başlayıncaya kadar. Bir babanın, oğlunun zekasını hesaplamadan bütün işini ona devretmesi ne kadar mantıklıydı? Napolyon’un da kelimeleriyle ifade edecek olursak, mirasyedi asiller, ulusun baş belalarıdır. Daha sonra eğitimde fırsat eşitliği toplum yönetiminin bir parçası haline geldi. Ulusal İnsan Hakl...