Kayıtlar

Eylül, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Soruyorum, Suçlayıcı Düşüncelerimle Nasıl Bağ Kurmalıyım: Olanı Sevmek Kitabı (Part 2)

Epiktetos bundan yıllar yıllar önce “Bize olanlar nedeniyle değil,  onlar hakkında düşündüklerimiz nedeniyle rahatsız oluruz” der. Tarihte bir yolculuk yapmak için Alainde Botton’un Statü endişesi kitabına götüreceğim. Ortaçağ döneminde bir batılıyı yolda çevirip toplumun neden çiftçiler, rahipler, asiller olmak üzere üç temel sınıfa ayrıldığını sorarsanız. Tuhaf bir bakış atarak kesin ve net bir biçimde: Tanrı’nın inayeti böyle derdi. Toplumda sarsılmaz bir inanış vardı. Zayıflık, fakirlik doğanın hatasıydı ve geri kalanı kirletmemesi içinde yok olmalarına izin vermek gerekiyordu. Bu durum 18 yy ortalarına kadar değişmedi. Ta ki birileri çıkıp babadan oğula miras ilkesi sorgulamaya başlayıncaya kadar. Bir babanın, oğlunun zekasını hesaplamadan bütün işini ona devretmesi ne kadar mantıklıydı? Napolyon’un da kelimeleriyle ifade edecek olursak, mirasyedi asiller, ulusun baş belalarıdır. Daha sonra eğitimde fırsat eşitliği toplum yönetiminin bir parçası haline geldi. Ulusal İnsan Hakl...

Bakış Açını Değiştir Dünyan Değişsin: Bir Yoga Hikayesi

Hepimizin bir hikayesi var.  Bizi değiştirdiğini gördüğümüz o hikaye. Ve çoğu için  hayatımızın yörüngesini değiştiren birden fazla anlar.  Pratik sırasındaki “yere bakan köpek pozu” benim için o tanımlayıcı anlardan bir tanesi. Bunu buraya eklemek istiyorum çünkü devam edebilmek içinde küçük hatırlatıcılara ihtiyacımız var. Unutmuyorum ki bu hatırlatıcılar bize enerji olarak da geri dönüyor.  Yogayla tanışmam 3-5 sene öncesine dayanıyor. Pratiklerim hep kopuk kopuk ilerliyordu. Çünkü pozlara dalıyordum. Bildiğiniz böyle kafa göz dalmak. Ee işin sonu “Yookk böyle olmayacaklarla..” son buluyordu. Hep küçük bir kız çocuğunun tatlıcı dükkanı önünden geçerken annesinin elinden sıkıca tutup hızlıca ilerlemeleri sonrası kızın arkasına dönüp üzgün gözlerle baktığı gibi bakıyordum yogaya .Yapmak istiyorum ama yapamıyorum. Yapamadıkça üzülüyorum. Üzüldükçe uzaklaşıyorum. Çoğu kırgınlık, öfke ile baş etmeye çalışırken tek tip yoldan gittiğimizi fark etmiyoruz bile. Kendimizi b...

Travmayı İyileştirmek Kitabı/Jasmin Lee Cori

"Kurtuldun!"diye seslendin Ben kanlar içinde  yerde  baygın yatarken. Sesini duyunca gözlerimi açtım Sesindeki şefkatle uyandım. Nasıl olmuştu bilmiyorum ama beni paramparça eden onca şeyden sonra dünyanın en güzel renklerini gördüm,  içimde hala bir şey vardı dallanıp budaklanacaktı. Bu kitap olmak nasıl bir şeydir? Bu yazılanlar, yazılanlar karşısında hissettiklerim "OL'mak" nasıl bir şeydir? Diye sorma gereksinimi içerisine girivermişim kendimden habersiz. Özellikle "8. Bölüm Travmayla Başa Çıkma; sayfa 244, Ayağını Yere Sağlam Basma" kısmını okuyunca. Hayat çok acayip, insan olarak biz çok acayibiz hakikaten. Kitap sanki cehennemden kurtulmanıza yardım ederken cennetin ne ifade ettiğini de hatırlatıyor.. Travmatik anılar; çoğu zaman her yere saçılmış cam kırıkları gibidir, bazen bölük pörçük bazense aynı hisler içinde hiç beklemediğiniz bir anda yer zaman kişileri değiştirir... Kendinizi merhametine teslim edersiniz. Bir düğme arıyorsunuz hayatınız...

Apollon& Defne Aşk Hikayesi: Benim Bağlanma Stilimin Ne Olduğunu Nerden Bileyim?

  İhtişamı ile göz kamaştıran “Didim Apollon Tapınağı”. M.Ö. 6. yüzyıldan itibaren ün kazanmış kehanet merkezi.  Düşünsenize parmaklarımın dokunduğu yerlerde ayin izleri.. Aslında bugünkü konumuz tapınakta yaşanılanlardan ziyade kehanet gücü olduğuna inanılan Apollo’nun Daphne’ye (Defne) karşı duyduğu aşkını Bowlby’nin bağlanma kuramına göre yorumlamak ve kendi bağlanma stilimizin bugünkü ilişkilerimizdeki yansımalarını keşfetmek. Rivayet o ki ; Bir gün Apollon, ırmak kenarında genç ve güzel bir kız Defne’yi görür. Apollon onunla konuşmak ister. Fakat Defne, Apollon’dan kaçmaya başlar. O kaçar, Apollon kovalar bir taraftan da “kaçma seni seviyorum” diye bağırır. Ya da “KAÇTIĞIN İÇİN SENİ SEVİYORUMDUR? ” Aralarındaki mesafe gittikçe kısalır artık kurtuluş imkanı kalmadığını anlayan Defne, birden durur ve ayağı ile toprağı kazıyarak şöyle bağırır: “Ey toprak ana, beni ört, beni sakla, beni koru.” Bu içten yalvarış üzerine Defne organlarının ağırlaştığını, odunlaştığın...

AŞK NEDEN SOLAR: AŞKIN HALLERİ KİTABI

1- YATAK ODASINDAKİ MEZARLIK Aşk ilişkisi içinde cinselliğin aşkın kanıtı, ifade biçimi olarak görülmesi, aşkın kendini gerçekleştirme yolu olması, cinselliğe yüklenen anlamlardan biridir. Birbirlerini kardeş olarak gören tarif eden çiftler vardır. Erkek ve kız kardeş birbirlerine bağlı ve sadıktır, iktidar savaşı önemini yitirir.   Peki erkek ve kız kardeş gibi yaşayan çiftlerde cinselliği ortadan kalkmasıyla oluşan boşluğa ne olmaktadır?  Cinselliğin olmadığı bir ilişkide sadece şefkat ve dostluğa dayalı duygusal bir yakınlık yeterli midir? Şu unutulmamalıdır: cinselliğin bir kenara itildiği ilişkiler canlılığını yitirir. Sonunda yalnızca aynı evi paylaşan üniversite öğrencileri gibi yaşamaya başlanılır. 2-GÜNLÜK YAŞAM VE AŞK   Aşıklar cıvıl cıvıldır, birbirlerine yalnızca kendilerinin anlayacakları espiriler yapıp, başkalarına ne kadar özel olduklarını gösterirlerken bir taraftan şu soruların yanıtlarını aralar  “bu aşk günlük yaşam rutini karşısınd...

Bilişsel Davranışçı Terapi Nasıl Gelişti?

"Kişinin kendiyle ilgili yanlış inançlarını düzeltebilirsek bu inançların meydana getirdiği aşırı/abartılı sonuçları azaltabiliriz." Aaron Beck Bilişsel Davranışçı Terapi , günlük yaşamda karşılaştığımız sorunlarla baş edebilmemizde ne hissettiğimizin ya da nasıl bir davranış örüntüsü geliştireceğimizin kökenini düşünlerin oluşturduğunu vurgulayan bir terapi şeklidir. Kuram ‘şimdi ve burada’ ilkesine odaklanmaktadır. Dr. Beck, hastalarını dinlerken ara sıra iki düşünce akışı bildirdiklerinin farkına varmıştır. Bunlar; hızlı çağrışım cümleleri ve kendilerini değerlendirme düşünceleri. Örneğin; bir kadın cinsel konularda ayrıntılı açıklamalarda bulunmuş daha sonra endişeli hissettiğini söylemiştir. Akabinde kendisinin Dr. Beck’i sıkacağından endişe ettiğini dile getirmiştir.  Diğer hastalarına sorduğu sorulardan elde ettiği bilgiler ışığında Dr. Beck bu durumu şöyle yorumlamıştır. Hastaların “otomatik olumsuz düşünceler” deyimlediğini ve bu düşüncelerin duygularını yakından etk...

Çocuk, Genç, Yetişkin Psikoterapisinde EMDR Terapisi

EMDR TERAPİSİ VE TARİHÇESİ Eye Movement Desensitization and Reprocessing (EMDR), günümüzde giderek yaygınlaşan bir psikoterapi çeşididir.1990 yılı başında travma sonrası stres bozukluğu tedavisinde kullanılırken son yıllarda çocukluk travmaları, obsesif kompulsif bozukluk, performan kaygısı, anksiyete bozukluğu, kronik ağrı gibi problemlerin tedavisinde de kullanılmaktadır.       EMDR terapisi, Francine Shapiro tarafından Adaptif Bilgi İşleme Teorisine (AIP) dayanarak geliştirilen sekiz aşamalı bir protokolden oluşmaktadır. Adaptif Bilgi İşleme en yalın haliyle gözlerin sağ ve sol yöne hareket ettirilerek beynin her iki yarımküresine çift yönlü uyarım verilmesidir. Shapiro, bu göz harekelerinin uyku sırasındaki “REM” evresiyle ilgili olduğunu dile getirmiştir. Zihnimiz gün içerinde yaşadığımız olayları bu evre sırasında işlemektedir. Her türlü acı veren deneyim sistemde oluşturduğu baskı nedeniyle olayların çözüme ulaşmasını ya da diğer anıların sağlıklı şekilde yapılanm...

Suçlayıcı Düşüncelerimin Olduğunu Nerden Bileyim?

Suçlayıcı Düşüncelerimin Olduğunu Nerden Bileyim? Spinoza der ki “Kendinizi ve duygularınızı daha iyi anladıkça, onları daha çok sevecekiniz.” Yapışkan, korkutucu, takıntılı ve rahatsız edici düşüncelerin nasıl üstesinden geleceğiz? Cevap: Öncelikle Çekilen Suçluluğun Ardındaki Düşünceyi Arayarak. Anja hastaları tarafından çok sevilen bir diş hekimidir. Sorunlarına yönelik gerekli tıbbı bilgisini aktarmakta, destekleme ve neşelendirebilmektedir. Ancak Anja gerek mesleğinde gerek özel hayatında insanlara mesafe koymakta başarısızlığa uğramakta, herkes ve her şeyle ilgilenmek zorunda hissetmekte kendisini çok yormasına rağmen böyle yapmadığında kendini reddedilmiş, suçlu, sevilmiyormuş gibi hissetmektedir. Gelin Anja’nın Neden böyle hissettiğine Şema Terapisi gözüyle bir bakalım? Kişi kendini nasıl hissetmesi gerektiğine veya belirli sosyal durumlarda nasıl davranması gerektiğine odaklanan bir iç ses vardır bunlar bizim uyumuzu bozar. Bu konuşmalar, anılar, duyular, hisler olabilir ve bi...