Bilgiye Erişip Onu Orada Bırakmaktan Öte Bilgiyi Deneyim Haline Taşıyabiliyor Muyuz?
Bilgiyi öğrenir, zihin sarayımızdaki o çekmecelere yerleştiririz. Mesela biri terapi dediğinde “t” harfi t harfi çekmecesi, sonra “e” diyip aha “terapi” dosyası bulundu diyoruz ve üstündeki tozu üfleyip, içerisinde ne varsa onu anlatmaya başlıyoruz.
Anlatmak kolaydır, peki ya anlattıklarımızı eyleme dökmekte nerdeyiz?
Aristoteles’in de dediği gibi:
“Bilginin amacı bilgi dahi değildir. Eylemdir.”
Edinilecek bilginin örtük alt metni o bilgiyle ne yapacağımızı da söyleyen bir noktada şüphesiz ki.
Hatta bilgiyle karşılaşmayı yeni bir insanla karşılaşmaya benzeterek anlatabilirim. Sonuçta insanlar gibi bilginin de türlü türlü huyu suyu vardır.
Üstelik her bilginin huyu farklıdır.
Bazı bilgiler şefkatlidir:
“Hastalanınca portakal yenmeli.” Bilgisi şefkatli, korumacıdır mesela. Onlara asla karşı konulamaz, hemen eyleme dökülür.
Bazı bilgiler, belirsizdir.
“Evrene doğru enerji göndermek lazım” ne demek istediğini kendine bile açıklayamaz. Hiç kuşkusuz ki bocalatır sizi.
Bazıları sinsi ve çıkarcıdır:
“Kola mutluluk getirir.” söyledikleri şeye kendisi bile inanmaz ki siz inanasınız.
Toparlayacak olursak kulağa tuhaf gelse de her bilginin kendine özgü bir meşrebi, türlü türlü huyu vardır. Zihnimiz bilgiyi eyleme dökme konusunda turnusal kağıt olarak: bilginin huyunun ne anlam içerdiğini kullanır.
Sevgiyle Kalın.
Yorumlar
Yorum Gönder